Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Az Bulutlu

Uzm.Dyt. Duygu Çisem Güzeler Anlatıyor :”Covid-19 ile Mücadelede Nasıl Beslenmeliyiz?”

Uzm.Dyt. Duygu Çisem Güzeler Anlatıyor :”Covid-19 ile Mücadelede Nasıl Beslenmeliyiz?”
REKLAM ALANI
27.05.2020
434
A+
A-

Koronavirüs hastalığı 2019, kısaltmasıyla COVID-19 ; insanları etkileyen, şiddetli akut solunum yolu sendromu koronavirüsü 2‘nin (SARS-CoV-2) neden olduğu bulaşıcı bir solunum yolu hastalığıdır. İlk olarak Aralık 2019’un sonlarında Çin’in Vuhan şehrinde keşfedilmiş bu hastalık, keşfinden bu yana dünya çapında yayılarak 2019-2020 koronavirüs pandemisine yol açmıştır. Hastalıkta görülen yaygın semptomlar arasında ateşöksürük ve nefes darlığı yer almaktadır. Kas ağrıları, balgam üretimi ve boğaz ağrısı ise daha az yaygın görülen belirtileri oluştururlar. İshal gibi gastrointestinal belirtilerde olduğu rapor edilmiştir. Bazı çalışmalarda virüsün merkezi sinir sistemini de etkilediği, koku duyusu kaybı ve solunum güçlüğü belirtilerinin de olduğu gözlenmiştir.Vakaların çoğu hafif semptomlara sahip olsa da, bazı hastalarda şiddetli zatürre ve çoklu organ yetmezliği meydana gelmektedir. Kronik hastalığı olan bireylerde bu semptomlar daha ağır seyretmektedir. Çin’de 44.000’den fazla vaka üzerinde yapılan ilk büyük analize göre doğrulanmış vakalar arasında diyabet, yüksek tansiyon, kalp ya da solunum sorunları olan hastalar arasında ölümler en az beş kat daha yaygındır.

Virüs genellikle hapşırık, gülme, konuşma sırasında çevreye saçılan virüs içeren solunum damlacıklarının hava yoluyla alınmasıyla veya direkt temas ile insandan insana bulaşır. Kontamine olmuş yüzeylere dokunulmasının ardından kişinin kendi yüzüne dokunmasının da diğer bir yayılma yöntemi olabileceği düşünülmektedir.

ARA REKLAM ALANI

Virüse maruz kalındıktan semptomların ortaya çıkmasına kadar geçen kuluçka süresi 2 ila 14 gün arasında olup, ortalama olarak 5 gün sürmektedir.

Standart tanı yöntemi, kişiden alınacak nazofarengeal sürüntü (burun ve boğazın arkasından örnek toplama) ile yapılacak gerçek zamanlı revers transkriptaz polimeraz zincir reaksiyonu (rRT-PCR) testleri ile olmaktadır.Enfeksiyona aynı zamanda semptomların, risk faktörlerinin ve zatürreye işaret eden göğüs BT taramalarının beraber değerlendirilmesi ile de tanı konulabilmektedir.

 Önerilen önlemler arasında sıkça elleri sabunla yıkama veya alkol bazlı el temizleme sıvısı kullanımı, bağışıklığı güçlü tutma, diğer kişiler ile fiziksel mesafeyi koruma ve elleri yüzden uzakta tutma yer almaktadır. Maske kullanımı virüs şüphesine sahip kişiler ile yakınlarına önerilmekte olup, sağlıklı bireyler için önerilmemektedir. Bireylerin mümkün olduğu kadar az dışarı çıkması ve etraftan izole olunması, öksürürken ve hapşırırken ağız ve burnun dirsek içiyle kapatılması, toplu taşımada, birçok insanın temas ettiği, özellikle de metal yüzeylerde virüs uzun süre yaşayabildiği için temas ettikten sonra ellerin bir an önce temizlenmesi ve ağıza ve göze götürülmemesi de diğer önemli önemler arasındadır.

PEKİ BAĞIŞIKLIĞIMIZI NASIL GÜÇLENDİREBİLİRİZ ?

1) Dengeli ve düzenli beslenin: Tam tahıllı ürünler, karbonhidrat, protein ve yağı dengeli tüketin. Ana ve ara öğünler oluşturarak kan şekerinizin sabit kalmasını sağlayabilir, böylece fazla kalori tüketimini kontrol altına alabilirsiniz.Sigara, alkol, şekerden uzak durun. Antioksidan alın. Antioksidanlar hücreye zarar veren maddeleri, serbest radikalleri yakalar ve yok eder. Soğan, sarımsak, ıspanak, dereotu, maydanoz, turunçgiller, domates, brokoli antioksidan açısından zengindir.

2) Su tüketiminize önem verin: Günde 2-2.5 litre su içmeye özen gösterin, su içmek için susamayı beklemeyin. Su tüketimi bağırsaklarınızın düzenli çalışmasına katkıda bulunur ve bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirir.

3) Vitamin ve mineral ihtiyacı için sebze ve meyve tüketimini arttırın: Sindirim sorunları yaşamamak için lif tüketimini artırın, günde en az beş porsiyon sebze ve meyve yiyin. 

A vitamini, bağışıklık sisteminizi güçlendirebilmeniz için ihtiyaç olan başlıca vitaminlerden biridir. A vitamini hayvansal kaynakları süt, yumurta sarısı, tereyağı, karaciğer, peynir; bitkisel kaynakları ise ıspanak, karalahana, brokoli, pazı gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler; havuç, portakal, greyfurt, mandalina, balkabağı gibi turuncu sebzeler, domates ve kırmızı biberdir.

C vitamini alımına özellikle dikkat edilmelidir. Güçlü bir anti-bakteriyeldir. Bunun yanı sıra C vitamini tüketmek, hücrelerimizi viral enfeksiyonlardan korumaya destek olan interferon üretimini arttırır. C vitamini kaynakları; limon, portakal, mandalina, greyfurt, kivi, çilek, maydanoz, biber, taze kuşburnudur.

E vitamini serbest radikallerin tutulmasına yardımcı olarak kuvvetli bir antioksidan etki gösterir. C vitamini ile etkinliği artar. E vitamini avokado, ceviz, badem, fındık, ay çekirdeği, yer fıstığı, balkabağı, bitkisel yağlarda bulunur.

4) Hareketsiz kalmayın: Evlerde kaldığımız bu dönemde günlük rutinimizden çıkıp hareketsiz bir yaşama doğru yöneldik. Bunun yerine evde yapabileceğiniz bir çok egzersiz var. Onları ihmal etmeden uygulamalısınız.

5) Yeterli ve kaliteli uyuyun: Kaliteli uyku sağlığımız için en az su içmek kadar önemlidir.Stres, dengesiz beslenme, fazla kilo veya obezite, yorgunluk, alkol, sigara gibi maddelerin kullanılması ve uykusuzluk gibi nedenler de bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur. İyi bir uykunun başlıca ölçüsünün kişinin sabah dinç uyanması ve kendisini gün içinde zinde hissetmesidir. Kalitesiz bir uyku verimi düşürür, konsantrasyonu bozar, bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur.

6) Haftada en az iki gün balık tüketin: Bütün hücrelerin zarlarında mevcut olan omega-3 bağışıklık sistemi dahil tüm sistemlerin gelişmesi için önemlidir. Omega-3 yağ asitleri (EPA /DHA) derin ve soğuk sularda yaşayan balıklarda fazlaca bulunur. Özellikle somon, uskumru, ton balığı ve ringa omega-3’ten zengin balık çeşitleridir. Diğer omega-3 içeren besinler keten tohumu, yumurta sarısı, ceviz, badem ve fındıktır.

7)Probiyotik ve prebiyotik besinlere yer verin: Bağırsaklarımızda 100 trilyon kadar canlı bakteri vardır ve bunların bir kısmı faydalı bir kısmı zararlı bakterilerdir. Faydalı bakteriler sağlıklı bireylerde fazladır ve bağışıklık sistemini güçlendirmek , bazı vitaminlerin sentezini yapmak ( K vitamini , B12 vit..) , bağırsak duvarını zararlı maddelerden korumak, ishal ve kabızlığı önlemek gibi birçok görevleri bulunur. Prebiyotik ise sindirilemeyen gıda parçalarıdır ve faydalı bakterilerin kolonda (kalın bağırsak) üretimini sağlar. Probiyotik gıdalar yoğurt, kefir, kambucha, turşu ve sirkedir. Özellikle yoğurt ve kefir prebiyotik ve probiyotik nedeniyle sağlığımız için çok faydalı besinlerdir. Bu besinler günde iki su bardağı kadar tüketilmelidir. Prebiyotikler ise pırasa, yer elması, bamya, enginar, hindiba, kuşkonmaz gibi sebzeler; muz, elma gibi meyveler; yulaf, kara buğday, arpa gibi tam tahıllar ve kuru baklagillerde bulunur. Beslenme düzeninizde haftada en az iki gün kuru baklagillere yer vermelisiniz.

Duygu Çisem Güzeler

Beslenme ve Diyet Uzmanı

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.